NEDEN BÖYLE BİR SAYFA?

Söz Uçar, Yazı Kalır...

“Beyaz Yaka” ve “Karadelik”, arkasındaki felsefeyi düşünmeden belki de çok zor bir araya getirilebilecek iki ifade. Ama bu iki ifade beni gerçekten bütünsel olarak güzel tanımlıyorlar. Beyaz yakalılık, 2004 yılında mezun olduktan sonra içine girdiğim ve bugüne kadar bir şekilde parçası olduğum bir alan. Aslında kendimi tam olarak bir beyaz yaka olarak hiç hissetmedim, ama bu duruma dahil olduğum gerçeğini değiştirmiyor tabii. Kendimi hep sistem içinde sistem dışı biri olarak tanımladım. Bu tanımlamam hala devam ediyor, çok da değişen bir şey yok. Bu durumu blogda ilk yazım olarak paylaştığım, İran’a 2008’de motorla yaptığımız gezi yazısında da gözlemlemek mümkün kanımca. Hiçbir zaman iddialı bir yazar olmadım, bu sayfa ve paylaşımlar konusunda da asla iddialı değilim. Fakat yıllar geçtikçe, gezilen, görülen yerler arttıkça, yaşanmışlıklar çoğaldıkça, sanırım bir şeyleri toplamak gerekliliği doğuyor. Gerçekten de söz uçuyor da yazı kalıyor. İran gezisi ile ilgili yazı da bunun en net kanıtı.

İşin karadelik tarafı ise daha ilginç benim açımdan. Burada karadelik kesinlikle karamsarlığı ve kötümserliği ifade etmiyor. Aksine bilinmezliği, ihtişamı ile benim bitmez bilmez ve sanırım sonsuza kadar bitmeyecek merakımı besleyen bir sembolü ifade ediyor karadelik. Her ne kadar benim karadelikler hakkındaki teknik bilgim sınırlı olsa da, makina mühendisi olmasaydım, kuramsal fizikçi olmak isterdim diyip duruyorum bu günlerde. Gerçekten de kendi çapımda okumaya çalışırken keyif alıyorum kuantum fiziğinden. Ve karadelikler kuantum fiziği için hala tam olarak bilinmeyen,ilginç bir konu olmaya devam ediyor. Bir taraftan olay ufkuna giren her şeyi çektiği söylenen astronomik kavram olarak tüketimi temsil ediyor, diğer taraftan içinden geçilebilirse başka bir zamana bağlanma ihtimali konusu ile merak ve umudu. İşte bu yüzden bana uyduğunu düşünüyorum karadeliğin.

Bu sayfa, yukarıda özetlemeye çalıştığım felsefe özelinde oluştu ve bu felsefe kapsamında yaşadığım tecrübeleri aktarmaya çalıştığım bir yer olacak. En başta da belirttiğim gibi, asla bir iddiam yok ama biriken çok şey var ve bunları paylaşmak, öğrenmenin ve merakı geliştirmenin de bir parçası.

Kendimi ifade etmenin son parçası olarak, bir kitapta merakla ilgili karşılaştığım bölümü paylaşmak istiyorum. Kitabın ana konusu ve içeriğinden bağımsız olarak, bu başlık altında yazılan bazı cümleler beni inanılmaz tanımlıyor ve yüzden de bu başlangıçta yer almayı hak ediyor bence.

İnsan Tasarımı (Human Design) kitabının Merak Kanalı bölümünde şu ifadeler yer alıyor:

 

“Sürekli yaşamın anlamını arıyor, başkalarının da ulaştığınız sonuçlarla harekete geçmeleri için onu ifade etmeyi arzuluyorsunuz. Doyumsuz merakınız başkalarıyla paylaşmak için bir şeylere ulaşma ya da yeni bilgiler edinme arzusundan vazgeçmiyor.

Merakınızı gidermenin bir yolu olarak, hep köşeyi dönünce ne olduğunu merak edip fikir ve inançlarınızı uyarmak için ilk elden deneyimlemek gibisi olmadığını hissederek, her türlü gezi ve seyahate çıkacaksınız.

“Ara ve bulacaksın” ifadesi buraya uygundur. Ama sizin için bu arayış son nefesinize kadar devam eder. Sanki zihniniz, hayatta tecrübe edilebilecek her şeyi sonuna kadar kavrayana kadar dek huzura varmaz. Sizin için, gerçekler önceden belirlenmiş fikirlere sahip olarak bilinemez. Siz her şeyi deneyimlemeli ve kendiniz görmelisiniz.

İşte tam da bu sonsuza kadar sürecek arayış gerçeği eşliğinde sizlerle ilk yazımı paylaşıyorum, “Neden Gittik İran’a” (http://moturiniran.blogspot.com.tr/).

Yazı kendini ifade ediyor ama şu dönemin en popüler olaylarından biri olan Doğu Ekspresi’ne ne olduğunu bilmeden bindiğimiz bir geziydi bu aynı zamanda. Ben Ankara’dan 2 motorla, başka bir arkadaşım da İstanbul’dan 3 motorla binmiştik ve Erzurum’a kadar yaklaşık 24 saat süren bir yolculuk sonucu varmıştık. Diğer arkadaşlar bizi uçakla gittikleri Erzurum’da karşılamışlardı. Doğu Ekspresi’ne binmek o zaman zulümdü, kimse binmek istemiyordu, biz gönüllü olmuştuk. İyi ki de olmuşuz, yemek vagonu içkiliydi, daha az konforluydu ama daha gerçekçi, daha samimiydi. 

Bu sayfa yaşanılanların bir nevi arşivini tutmak için oluşturuldu. İçinde insan var, macera var, kendini bırakma var, kendimden bir şeyler var işte... Hepsinden daha önemlisi daha yaşanılacak çok şey var... Gelin beraber yaşayalım...

Beyaz Yakadan Karadeliğe, Ömer Emre Orhan'ın seyahat anıları ve gezilecek yerler, farklı kültürlerle ilgili önerilerini yazdığı seyahat bloğudur.