28 Şubat 1981 Cumartesi günü, saat 17:00 sularında dünyaya gelmiş bu sayfanın sahibi. Babamın babasının adı olan Ömer ile o dönemlerin çok popüler isimlerinden olan Emre’nin (annemin tercihi) birleşimi olarak Ümit ve Mustafa’nın ilk oğulları olmuş. Soyadımız da Orhan olduğu için 3 isimli bebek olarak tanınmış hastanede.

Bir adet küçük emre

Doğum günü itibari ile balık burcu olsa da yapılan hesaplar aslan burcu olduğunu gösteriyor yükselen itibari ile (her ne kadar astroloji ile arası pek iyi olmasa da). Zaten genel olarak balık burcu olduğuna da pek inanan yok. Emektar ve çocukları için çok fedakar, bankacı anne babanın oğlu olması nedeniyle 5 yaşına kadar Ankara’nın Cebeci mahallesinin iç bölgelerinde büyüdükten sonra, gelen bir tayin haberiyle anne memleketi Ordu’ya gitti. Anne babamın bankadan arkadaşlarının birinin vesilesi ile Beşiktaşlı olma özelliğini Ordu’da edindi böylece. Anaokulu dediğimiz kavramla da orada tanışmış oldu. Bu arada, baba memleketi Konya olmasına rağmen, Konya ile iletişimi biraz kısıtlı kaldı.

İlkokul yılları

1.5 sene Ordu’da yaşadıktan sonra ilkokula başlayıp, çok güzel bir çocukluk geçireceği Erdek’e geldi. Burada ilkokul dörde kadar okurken misket ve gazoz kapağı oynayıp, kazandığı misketleri satarak ilk para kazanma deneyimini yaşadı. Yine tartıcılık yaptı, “Kilosunu bilene bedava” sloganıyla birçok kişinin aklını çeldi, “ne kadar” diye soranlara, “ne kadar verirseniz” diyerek gönüllerine de girdi. Kazandığı bütün parayı o dönemin modern ortamı, ataricide harcayarak anne babasından tekrar para istedi. Vermediklerinde ise ağlayarak bankanın kapısından döndüğü çok oldu. Bu arada çok  becerikli olmasa bile Street Fighter’da oyun bitirme yeteneğini edinmişti. Adını hiç unutmadığı efsane öğretmeni Nazire Akatay’a büyüyünce hayırlı bir öğrenci olduğunu göstermek için Erdek’e döndüğünde, öldüğünü öğrenince çok üzüldü. Bu arada 1987 yılında doğan kardeşinin buldog yanaklarından ağlatana kadar öpmek de epeyce vaktini alıyordu.

Kardeşinin buldog yanaklarından ağlatana kadar öpmek

4. sınıfı bitirip, tam 5. sınıfa geçerken yine gelen bir tayin haberiyle baya üzüldü; çünkü okulunu, arkadaşlarını ve Erdek’i çok seviyordu. Fakat koşullar onu Akçaabat’a itti. Erdek’ten sonra Akçaabat’ta ilkokulu bitirmek biraz değişik olmuştu tabi. Orada Anadolu Lisesi sınavlarına hazırlandı ama lanetli dönemde olduğunu henüz bilmiyordu. Sınav iptal edildi, tekrar girdi, Trabzon Anadolu Lisesi’ni yedekten kazandı. Yeni, çok maceralı bir 4 yıl bekliyordu onu.

Trabzon Anadolu Lisesi yılları

İsmail Sakallı gibi efsane bir İngilizce öğretmeni sayesinde daha o yıllarda çok iyi İngilizce öğrendiğini çok sonra anlayacaktı. O sırada babası ile annesi aynı bankalarda çalışamıyordu. Annesi Trabzon’da bir şubede babası ise Akçaabat’ta bir şubede çalışıyordu. Bu sırada hep meraklı olacağı spor alanlarına esasen Akçaabat ve Trabzon’da başladı. İlkokul 5te basketbol oynamaya başladıktan sonra, ortaokul yıllarında çok severek oynadığı voleybola başladı. İnanılmaz renkli anıları oldu voleybol takımıyla ve belki de bundan sonra bitmeyecek spor ve takım arkadaşlığı hevesini aşılamış oldu. Takımda oynarken ve turnuvalara giderken, bir taraftan da fen lisesi sınavlarına hazırlandı. Amacı kendini geliştirmekti, kazansa bile gitmeyecekti. Kazandı ve gitti, böylece Eskişehir Fen Lisesi macerası başladı.

Eskişehir Fatih Fen Lisesi, nam-ı diğer EFFL, yazarın hayatında önemli dönüm noktalarından biriydi. Sosyalliğin sıfır olduğu, öğrencilerin kendi sosyalliklerini yarattıkları bir ortamdı. Kendi basket takımlarını kurup, turnuvalara katıldılar. Etütler, yıllarca bitmeyecek arkadaşlıklar, buraya yazmaya yetmeyecek maceralar birikti orada. Geriye dönüp baktığında bir değerlendirme yaptığında asla pişman olmadı Eskişehir Fen Lisesi’ne gittiğine. Sonuçta ODTÜ Makina (Türk Dil Derneği artık buna Makine diyor ama hala bölüm binalarında Makina yazar, ben de hala Makina demeyi seviyorum) Mühendisliği’ne açılan kapıya, fen lisesinin yardımı çoktu.

Okul yılları

1999 yılında ODTÜ kapısında girdi, planlı bir şekilde okunan, sosyalliğe doyamayacağı bir hazırlık sınıfı okundu. Bilim Kurgu ve Fantezi Topluluğu’ndan, Sevgi Topluluğu’na uzanan çok geniş bir yelpazede faydalı toplulukların olduğu bir okuldu ODTÜ. En çok da izciliğe gönlünü kaptırdı. İzciliğin içine gezme dürtüsünü bu kadar yerleştireceğini tahmin edemezdi. Konfor seviyesi sıfıra yakın bir gezgin olmayı, belki de o izci kampları sağladı ona.

ve mezuniyet

Çok güzel geçti okul yılları, mezun olduktan sonra yine ciddi bir dönüm noktasına geldi. Tarihi seviyordu, Bilkent Tarih’in yüksek lisansını kazandı, hatta gitseydi hocası Halil İnalcık olacaktı. Fakat işin pis tarafı makina mühendisliğini de seviyordu, bırakmak istemiyordu. İzin vermediler, ikisini birden yapmasına. O da o sırada Aselsan’dan gelen teklife hayır diyemedi.

Beyaz Yakadn Karadeliğe hikayesi, nereden nereye...

Aselsan yılları bir gezgin olarak onu motosikletle tanıştırdı, bir grup arkadaş (20 kişi) motosiklet ehliyeti aldılar, sadece 3 kişi motor aldı, bildiği kadarıyla sadece o motora binmeye devam ediyor. O motor ehliyeti ona Türkiye’de 81 ili gezdirdi, motosikletle. İstanbul-Bolzano rotasını yaptırdı, Adriyatik kıyısından. Ankara’da hala kopamadığı Motur motosiklet grubuyla tanıştırdı, İran gezisini yaptırdı. Sonra istifa etti Aselsan’dan, sıkıldığı için.

Motorla Gürcistan yollarında

Tamamen motora binmekle alakalı tanıştığı biri vasıtası ile Barselona’ya gitti yeni bir macera için. Hem enerji sektörüne girmiş oldu hem de İspanyolca öğrenmesine vesile olan bir hayat geldi önüne. Diğer dönüm noktalarından birisiydi kısaca o gidiş. Gitti 6 ay kaldı, Ankara’ya döndü, iş değiştirdi, hayat da değiştirmek istiyordu, o yüzden artık askerlik yapılmalıydı. Askere gitti geldi, yeni bir sayfa açıldı, İstanbul sayfası.

Beyz Yakadan Karadeliğe eve dönünce İstanbul manzarası

2010 Nisan’ından beri İstanbul’da yaşıyor, meslek olarak kendini rüzgar enerjisine verdi. Bu konuda üniversitelerde dersler ve eğitimler de veriyor. İstanbul’a geldikten sonra 2014 yılı itibariyle kesintilerle 7 yıldır devam ettirdiği doktorasını da bitiriyor bir taraftan da. Ama her türlü gezmelere devam ediyor, toplamda yaklaşık 55 ülke gezmiş durumda. Ama artık Avrupa harici yerlere daha çok önem veriyor. 2015 yılından beri yaptığı Japonya, Hindistan, Küba, Zanzibar, İzlanda gezilerinin onu tamamen başka yere taşıdığını söylüyor. Halen bir şirkette yönetici olarak çalışırken gezilecek yerleri düşünüyor, planlıyor, yapmaya çalışıyor. Merak ediyor, anlamaya çalışıyor, çözemiyor, düşünüyor, kalıyor…

Eylül 2018'den itibaren İzmir'de yaşamaya başladı. Hayatını değiştirmeye yönelik önemli bir adım bu. Bakalım bu hayat ne kadar değişebilir bir hal alacak...